4. Ulusal TAŞKIN Sempozyumu tamamlandı.

Sempozyumda; Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Çalışmaları, Taşkın Risk ve Afet Yönetimi gibi temalar tartışıldı çözüm ve önerileri masaya yatırıldı.

İlki 2006 yılında Ankara’da, ikincisi 2010 yılında Afyonkarahisar’da, Üçüncüsü 2 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul’da yapılan ve bu yıl 23-25 Kasım tarihlerinde Rize’de 4.sü düzenlenen sempozyum tamamlandı.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tanıtım filmi ile başlayan Sempozyumun kapanışına Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ve Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Rize ve Trabzon Valileri, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ali Rıza Diniz, DSİ Genel Müdürü Murat Acu, Bakanlığa bağlı kuruluşların Genel Müdürleri, milletvekilleri, belediye başkanları iştirak etti.

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak;

Konuşmasına taşkınların hem can hem de mal kayıplarına sebep olduğunu ifade ederek başlayan Kaynak “ Taşkınlar yerleşim alanlarına, tarım arazilerine zarar vermekte hatta can kayıplarına sebep olmaktadır. Bu sebeple buna ön hazırlık yapmalıyız. Bu bölge afette ciddi zarar görüyor. 300 000 yapı afetten etkilendi. 2010 yılından bugüne kadar yapılan harcamanın miktarı 1 Milyar TL’den fazla. Hedefimiz hasar olmadan önce tedbirleri almaktır. Tabiatla bilek güreşi yapılmaz. Bu sebeple biz aklımızı kullanırsak, bilime başvurursak bu afeti engellenme şansımız artar.” dedi.

AFAD olarak ciddi bir çalışma içinde olduklarını ifade eden Kaynak “ Ülkemizin risk durumu yüksek. İkaz Alarm Sistemi projesini hayata geçirdik. Son derece modern bir sistem. Bu heyelanlar için de uygulanacak. Bu sistemi çok önemsiyorum.

Başbakan Yardımcısı Kaynak konuşmasını “Bu sempozyumda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. ”diyerek bitirdi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu;

Sözlerine sel baskınlarının sadece tek bir sebeple açıklanamayacağını ifade ederek başlayan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Taşkınlara; küresel iklim değişikliği sebebiyle yağış rejimindeki düzensizlik ve aşırı yağışlar, yerleşim yerleri içinden geçen dere yataklarında yapılaşma, dere kesitinin daraltılması, dere yatağına fen ve sanat kaidelerine aykırı ve izinsiz menfez veya köprü inşa edilmesi, tekniğine aykırı bent ve dolgu yapımı, moloz, sanayi ve evsel atıkların atılması, kanalizasyon şebekesi döşenmesi gibi nedenler sebep olmaktadır.  Küresel iklim değişikliği sebebiyle 1 yılda yağması gereken yağış 1 günde düşüyor. Bu konuda ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Tedbir almamız gerekiyor. Bütüncül bir yaklaşımla havza esaslı bir yaklaşımla bu konuya el atılması gerekliliğini ortaya koyduk, eylem planı ile bunu hayata geçireceğiz. “dedi.

Islah projelerinde estetik ve emniyetli projeleri hayata geçirdiklerini ifade eden Eroğlu “Son yıllarda sırasıyla “estetiği, emniyeti ve ekonomiyi” ön plana çıkaran dere ıslahlarını hayata geçiriyoruz. Bunu yaparken Belediyeler ile beraber aynı zamanda mesire alanları da meydana getirmeyi hedefliyoruz. Biz ıslah ediyoruz, belediyelerde vatandaşlarımızın rahat nefes alacağı mesirelik alanları inşa ediyorlar. DSİ- Belediye işbirliği ile pek çok yerde bu çalışmaları yapıyoruz. Örneğin Afyonkarahisar’da yaptığımız ıslah çalışmasının ardından belediye tarafından yapılan rekreasyon çalışması ile gerçek ismi “Akarçay” olan ama rahatsız edici kokusu ve kötü görüntüsü sebebiyle “Kokarçay” olarak anılan dereyi vatandaşın uğrak yeri haline getirdik.”dedi.

Yukarı Havza tedbirlerinin son derece önemli olduğunu ifade eden Eroğlu “Havza memba ve mansabı ile bir bütündür. Taşkınlar havza bazında, memba ve mansap ilişkileri dikkate alınarak değerlendirilmeli ve ilgili bütün kurum ve kuruluşların müşterek çalışmaları neticesi gerekli çözüm önerileri getirilmelidir. Yukarı havzalarda alınacak sel kontrol tedbirleri, suyun yüzeysel akışa geçerek sel oluşumunu ve ana mecralarda taşkın oluşmasını engelleyecektir. Bu ise can ve mal kaybını ve ana mecrada alınacak tedbirleri en aza indirecektir. Üst havza tedbirini almadan taşkın afeti ile baş etmenin boşa kürek çekmek olduğunu düşünmekteyim.”dedi.

Bu bölgede ciddi bir çalışma başlatıldığını ifade eden Eroğlu “Doğu Karadeniz’de pilot havzalar seçerek taşkın eylem planı hazırladık. Bütün kurumlar ne zaman ne yapacağını biliyor. AFAD, DSİ, OGM, KGM, bütün kurum ve kuruluşlar neyi nerede ne zaman yapacağını biliyor. Her kuruma ciddi görevler düşüyor. Derelere sahip çıkmazsak bu olaylara daha çok şahit olur, hem can hem de mal kayıpları yaşar, milletçe büyük üzüntü hissederiz. Hedefimiz felaket gelmeden önce bütün tedbirleri almamız lazım" dedi.

Bakan Eroğlu sözlerini “Bu sempozyumun Ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.” diyerek tamamladı.

Sempozyumda Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Çalışmaları ve ilgili Mevzuat, Şehir Taşkınları, Taşkın Modellemesi, Heyelan ve Taşkın Etkileşimi, Yapısal Tedbirler, Uygunsuz Müdahaleler, Yenilikçi Yaklaşımlar, Taşkınlarda Bütüncül Havza Yaklaşımı, İklim Değişikliği ve Taşkınlar, Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Sistemleri, Taşkın Risk ve Afet Yönetimi gibi temaların tartışıldı çözüm ve öneriler masaya yatırıldı.


































































4.Ulusal Taşkın Sempozyumu - IV. ULUSAL TAŞKIN SEMPOZYUMU - 4. ULUSAL TAŞKIN SEMPOZYUMU